1 Nisan 2012 Pazar
Eğilmez denilen Elif eğilsin
Eğilmez denilen Elif eğilsin
Beni düşlerine sok istiyorum
Oysa ki ben de biliyorum
Gözlerinin uyurken karanlık olduğunu
Düşlerine konuk olmak
Bana restore edilmiş sevinçler bıraksın
İçimdeki fukara çocuk
Kartpostallarda sancısız dursun
Beni düşlerine sok istiyorum
gölgelerin gövdelere mahkum olmadığı
Tiryakiliğin nikotinli dudaklara değil
Yüreklere olduğu düşlerine...
Yalanına yabancı olunan dünyanın
Yanına âşina olunsun
Gecenin koyu karası kadar
Varlığım sende çoğalsın
Beni düşlerine sok istiyorum
Notaların onuruyla oynanmasın
Kemanlar muzdarip olmasın
Nehirler koşmaktan yorulmasın
Gün doğumunu beklemeyelim
Tüm nöbetleri geceler tutsun
Karanlığım gözlerinden aydınlanırken
Buselerim avuçlarına şelale gibi dökülsün
Dudaklarım
Bir yatsı ezanı sonrası yağmuruyla
...dudaklarından ıslansın
Beni düşlerine sok istiyorum
Gönderine bayrak çeker gibi...
Benden uzakta aldığın her soluğun
Sinene sokulduğunda
Canım çekilsin bedenimden,
yalnızlıktan etlerim kıyılsın
Hüzünlerin ey sevgili!
...gözlerinden gözlerime sinsin
Sevgili beni öyle iştahla öp ki
Eğilmez denilen elif eğilsin
Bekir K Ahıskalı
05 Şubat 2009
Sinhare yi Beklerken 39
Bendeki tüm vuslatlar/ayrılıklar seni vuruyor
Bendeki tüm vuslatlar/ayrılıklar seni vuruyor
Sanma ki gurbet akşamlarında bir başımayım
Giysilerde, güzgülerde, gizlilerde hep sen varsın
Öyle dolduruyorsun ki beni
Bir avuntuya yer bırakmadan
Yüreğimi avuçlarına bırakıp gittim diye o şehirden
Gözlerini yıldızsız gecelere teslim etme
Bir boşluğa akıtma saçlarını
Acının yordamını bilerek geldim sana
Kaldırımlarında çocukların oynamadığı
Bir sokak kadar mahzun
Yapraklarını dolu vurmuş
Bir asma kadar çaresiz değiliz hâla
Kimselere gölge etmeden
Güneşi avuçlamaya çalışıyoruz
Yaşama gırtlağından tutunmaktır
Bütün mücadelemiz
Turnaların göç ettiği mevsim bizim değil
Yıllarını dört zamana bölmüş insanların sonbaharıdır
O şehirde gülmeyi bilen boyacı çocuklar oldukça
Biz tüm zamanı hüzünlü şehrin efkarlı sakinleri olmayacağız
Aşka burun kıvırmayan halimizle
Bizi de çekecek bir kahır buluruz elbet
Sen başka illerin hasret çektiği…
Göğsümde seni çağıran bir damar var
Beni bir tebessüm gibi ser dudaklarına
Aşkın yükünü bilerek sevdim seni
Bahçesinden koparılmış çiçek olmayı kabul edecek olsaydık
Bir güzelin saçlarına takılmaya itirazımız olmazdı
Bir kelebek yarası gibiydi solukların
Derin izler bıraktıyordu yüzümde
Bir gelinciğin yaprağına tutsak al gibiyim şimdi
Armağan edilecek tüm tebessümleri ateşe verip
Biz bu hayattan bir şeyi ödünç olmayacağız
Ellerimizi bir gece önceki düşte unutmasıydık eğer
Bize karşı şimşeklenen korsan sözcüklere
Bıçak gibi sokuluverirdik bir yerinden
Hükmü bilinmedik bir zamana bekletilse de sevdamız
Bendeki tüm vuslatlar/ayrılıklar seni vuruyor
Hükümsüz zamanı bilerek kaldım sana
Bekir Kale Ahıskalı
1 Ekım 2008
Sinhare yi Beklerken 38
Çünkü biz hep böyle suskun ağlamayız
Çünkü biz hep böyle suskun ağlamayız
Çünkü biz hep böyle suskun ağlamayız
Firak hangimizin uzağı ki
Vuslat diğerimizin yakını olsun
Bir eşik görümlüğü olsa da mükafatımız
Ağulu tebessümlere alışmayalım
Hasretimizi çıt çıtlayarak
Suskunluklarımızı son hadde kadar kuşanıp
Biz böyle de sevebiliriz Sinhare
Hayatın yanlış yerinde duranlar için
Eskimiş bir levha gibidir sadakat
…ve derin bedenlerin
soluyan hırıltısı sanılmaktadır aşk
Ya mutlu olursa diye korkanlar
Bil(e)mezler parmağa takılan ikinci yüzük
Daha az zehirlidir birinci takılandan
Dil ucu intiharları gibi
Dudaklarında yakılmaya hazır
Aç ağıtlar besliyorlar
Gideceğimizi düşünenler
Biz saygıdan ellerine kapandıkça
Her köprüye bir dumrul koymuşlar
Tembihlerini kalplerimize değil de
Kulaklarımıza dolduruyorlar
Yüreklerimize kahırlar yüklüyorlar
Bir eşik görümlüğü olsa da mükafatımız
Biz bu ayrılığın çitlerini yıktık ya
Ölümün kapılarını da kırarız
…ve biz hep böyle suskun ağlamayız
Kollarımız bileklerinden acımaya başlayınca
Yüzümüzde yırtılan bir yan olmadığını anlayacak
… bakışları kadar yanılgı tadacaklar
Bizse susuşlarımız kadar kazanmış olacağız
Hayatın yanlış yerinde duranlar için
Kendilerinin işlemediği her cinayet murdar
…iç(e)medikleri her su ağulu
Sevgi denilen koridor mahpushane
Merhametse zavallıların kalp azığıdır
Hayat işte budur diyerek
Yüzme bilmeyen gemilere bindirmişler bizi
Başka hayatlarında olabileceği ışığı yansıtan
Deniz fenerini gördük diye kıyıda
Yüzme öğrenmemizden endişe ediyorlar
Bil(e)miyorlar
Yaşarken yalnız yaşayanların
Cenazelerinin kalabalık olmasının anlamsızlığını
Ama adına intihar dedikleri bu cinayette
Hem katil hem maktul olmayacağız
Çünkü biz
Varlığımızı tenhalara vurup…
... hep böyle suskun ağlamayız
Bekir Kale Ahıskalı
10 Eylul 2008
Sinhare yi Beklerken 37
Göğsüne bir nem düşer
Göğsüne bir nem düşer
Odana süzülen gecenin kulaklarında
Bir kapı gıcırtısı kadar yer tutamıyorum
Ellerinden kayıp giden köpük misali
Yalnızlığımın eteklerinden süzülüyorum
Sokakları süpüren yağmurlar gibiyim
O an sevilecek
Sonra unutulup gideceğim
Yine ayrılığın baharı gelecek
Ben bu yalnızlığımla bir güne, bir yıla sığamayacağım
Sense kendine katamayacaksın beni
Ben Aralık çocuğuyum
Hazanı örten benim
Bu yüzden senden daha suskunum
Seni Şubat doğurmuş
Benden daha yakınsın bahara
İlkini başkasının söylediği
Kulluğuna bakire sözlerimin
Sinesini aç bak
Koca bir yalnızlığın yüzünde
Sığ tebessümler gezinir
Bağrında gizlenense kahırdır
Bu uzaklık tekin değil
Sana dair yaşamadığım çok şey var
Belki de kendine itiraf edemediğin bir yanılgıyım
Bakışlarımızdan ne artırabildik ki
Bir avuç içtenlikten başka
İnsan tarif edemiyor
Öpmediği dudakların tadını
Bir gece kaç dudak boyu yoldur
Bir tende ayışığı nasıl durur
Yatak dolusu terleme nasıl olur
Bunu hiç bilemiyor
Çözdükçe düğümlenir iplik
Her göz kendi rüyasını görür
Bu ayrılığın harcını iyi kardılar
Seni en uzağıma yazmışlar işte
Son ah!..ımı da az önce çektim
Umudumun bedelidir hasret
Saçlarımda ağaran sabırdır
Yarım kalan şiirlere benzetiyorum bizi
Eskiye meze olan yeni-yiz biz
Kimse değil biz besteledik bu uzaklığı
Tepesi atmadıkça bir eskinin
Ben hep yeni kalırım sende
Kör olası gözlerim
İçerden bakan gözlerini hiç görmediler
Göğsüne bir nem düşer
…ve sinelerin
içerden bakan gözlerin olur senin
Bekir Kale Ahıskalı
Şubat 2009
Sinhare yi Beklerken 36
Tenlerimizi bir mübarek çimlenmeye terk etmeksizin…
Tenlerimizi bir mübarek çimlenmeye terk etmeksizin…
Katre iken yakıcı bakışların /m
Zerre iken tar-u mar eden gülüşlerin /m
Saçları öpen meltem iken solukların /m
Kollarını açıp yalvaran bir ağaç gibi
Kalbimin bütün kapılarını açıp
Sana doğru koşabilmeyi isterdim
…şimdi koştuğum tüm yönlerde sen varsın
Kaneviçeleşen sözcüklerle
Yalancı saadetler elde etmeden
Kerhen gayr-i aşki istikamete itilip
Aydınlıklarımı karartmadan
Sahrada Men-ü selva beklemeden
Kayaların bağrını tırnaklarımla kazıp
Ab-ı hayatımı bulabilmeyi isterdim
…şimdi sarf ettiğim tüm emeklerde alın terimsin
Kalbim semavi bir gökkuşağının altından geçiyor
Sevdan beni türlü renklere boyadı
Sesin beni en çıkılmaz vadilerde bile
Sığınılacak bir gelin edasıyla karşılıyor
Gözlerim her gülüşünle bir ölüm uykusundan uyanıyor
Avuçlarının içini öptükçe
Soluklarının musikisini duyuyorum
Ruhuma terk ettiğin tatlı sessizlikten anlıyorum
Her sessizlik ürkütücü değilmiş meğer
…şimdi yalnızlıklarımın tümünde bir senfonisin
Zamanın dişleri arasında aşınıp giden
Değer etmeyen şeylere gönül kaptırmadan
Esintili ilhamlara büyüdü kalbim
Kılıçlarla yaralanmam artık
Bilinen/beklenen bir şafağı
En gür sadalarla duyurup
Ateşlerle yanmayan bir sevdanın düşlerini görüyorum
…şimdi özümdeki her kıpırtıda bir ölümsüzlüksün
Sinhare/m
/gülüşlerin cennete açılan kapılar gibi…
Tenlerimizi bir mübarek çimlenmeye terk etmeksizin
İftarda bir ezan sesiyle helal kılınan
dudaklarını ilk öpen su ben olmak istiyorum
...ve şimdi senden sislerimi dağıtacak bir sada bekliyorum
Bekir Kale Ahıskalı
06 Eylul 2008
Sinhare yi Beklerken 37
Bana gülüşün lazım, gözlerin bahanedir
Bana gülüşün lazım, gözlerin bahanedir
Ağlarım, yüklü bulutlar gibi öyle bakma yüzüme
Sesinin hıçkırıktan sütunlarını yıkma kulaklarıma
Gülemem bir daha, bu kadar derinden yaralıyken
İçine kapama sana damar damar susayan yüreğimi
Sevemem bir daha, seni ağlarken gören gözlerimi
Bedenimi arsızca esen yele ver de ele verme beni
Bana gülüşün lazım, gözlerin bahanedir
Ağlarım....yüklü bulutlar gibi öyle bakma yüzüme
Zakkumlar dökülsün yüreğime baykuş gagasından
Kabaran denizler kapsın yüzme bilmeyen kalbimi
İstersen sürgün et, bir yolculuğa daha başlat beni
Sana geldiğim kadar uzun sürmez bu dönüş çilem
Eriyeyim hastanın dudağında tükenen soluk gibi
Bu mermerden yalnızlıkları da eritirim bağrımda
Bana gülüşün lazım, gözlerin bahanedir
Ağlarım....yüklü bulutlar gibi öyle bakma yüzüme
Gölgesine yuva kurdum varlığındaki yokluğunun
Ellerimi parçaladı içimden sözcüklere dökülüşün
Kırlangıç kanadı kadar mahremin kalmasın istedim
Kaç harita yıprattım gözlerimde sana geleyim diye
Acıyan yanlarım da oldu yanılgılarımın yanığından
Bedenin değil beni sevdaya gebe koyan ne de ellerin
Bana gülüşün lazım, gözlerin bahanedir
Ağlarım....yüklü bulutlar gibi öyle bakma yüzüme
Bize suskunluk erdeminin suçunu yüklüyorlar
Darağacında bekletiliyoruz suçumuzu bilmeden
Ölesi yalnızlıklara gebe bırakılırken kirpiklerimiz
Nice umutlar taşıdı yüreğimiz hepsi de imkansızdı
Yılmadık beynimize çöreklenen kıpırtılı acılardan
Yeter ki müstehcen bir yanılgı denilmesin bu aşka
Bana gülüşün lazım, gözlerin bahanedir
Ağlarım....yüklü bulutlar gibi öyle bakma yüzüme
Al yanaklım… gülen yüzüm… gül yüreklim
Yine yıldırımlar çakacak gibi durmasın gözlerin
Gözlerini hasretinden eriyen gözlerime çevir de bak
Bana gülüşün lazım , gözlerin bahanedir
Ağlarım… yüklü bulutlar gibi öyle bakma yüzüme
Bekir Kale Ahıskalı
2008
Sinhare yi Beklerken 36
Gün Akşam Olmadıkça
Gün Akşam Olmadıkça
Kelebeği ateşe götüren şey neyse
İnsanı insana aşık eden şey odur
Aşkın bir rengi eksiktir insanda
Bir de kara toprağın soğuk bağrı
Yüreğiyle, ayağıyla gider bunlara
Gelen yıl kovalarken giden yılı
Topraktan bir nida.. işte o çağrı
Ateşler söner kanatlar yanınca
Acılar da kalmaz canlar çıkınca
Kelebekler uçarlar kendi kararlarınca
Hayat onlarındır gün akşam olmadıkça
Bekir Kale Ahıskalı
Sinhare yi Beklerken 35
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






